1 Ağustos 2025 Cuma

Arthas: Lich King’in Yükselişi

Christie Golden WoW dünyası için biçilmiş kaftan olan fantastik edebiyat yazarlarından dersek abartmış olmayız. Bu dünyanın en önemli karakterlerinden olan Lordaeron prensi Arthas'ın hikayesini yazmak da pek tabii ona düşerdi.


En çok merak edilen sorunun cevabını baştan vereyim. Bu evrene hakim değilseniz dahi gönül rahatlığıyla okuyabileyeceğiniz bir kitap. Lore zaten o kadar geniş ki, ucu bucağı yok. Sonsuz... Dolayısıyla evrene hakimim diyenin de bilmediği ve sonradan öğreneceği birçok şey var. Arthas'ın ve Jaina'nın karakter gelişimleri özelinde ilerleyen hikaye, bizi bambaşka coğrafyalara, entrikaların kucağına sürüklüyor. Ayrıca hikayenin paralelinde orkların efsanevi şamanı Thrall'ü de görüyoruz ve bu da dönem ve ırklar arası politikanın mevcudiyeti konusunda altyapı sağlıyor.

Hikayeden çok bahsetmeyeceğim, sürprizleri kaçmasın. Efsanevi Invincible'ı, Arthas'ın geçmişini ve geleceğini birlikte görmek akıcı olduğu kadar duygusal anlar geçirmemize de sebep oluyor. Kel'Thuzad gibi efsanevi bir karakter de dahil olmak üzere daha ismini saymadığım birçok kahramanı hikayede göreceksiniz.

Arthas nasıl Lich King oldu? Neleri feda etti? Peki bu kadere boyun eğmek zorunda mıydı? Yaptıkları ile dünyayı nasıl şekillendirdi? Hepsinin cevabı bu muhteşem kitapta saklı.

Goodreads'te yaklaşık 11000 kişinin oyları sonucu puanı; 4.13

16 Mart 2024 Cumartesi

FARSEER #2 KRALİYET SUİKASTÇISI


Kraliyet Suikastçısı - Robin Hobb Farseer Üçlemesi’nin ikincisi olan bu kitap, artık işlerin gittikçe karmaşıklaştığı, tarafların daha tehlikeli oyunlarla kendi önlerini açmaya çalıştığı bir dönemi anlatıyor. Taht hedefleri ve birbirinden çılgın entrikalar zinciri sürükleyiciliği diri tutarken, düşman akınları iyiden iyiye artıyor. “İşlenmişler” olarak adlandırılan ve gizemini koruyan düşman büyüsüne karşı yapılacak tek şey İrfan büyüsü gibi gözükürken, veliaht prens eski efsanelerin peşine düşüyor.

Elderlingler gerçek miydi, yoksa sadece birer mitten mi ibaretler? Kitabın esas kahramanı Fitzchivalry bu sürede kendini güçlendirirken hayatı ikilemlerle dolup taşmaktadır. Büyük aşkı Molly ve gizli kraliyet görevleri çelişirken, ne yapacağı hep soru işaretleri ile bizi merakta tutuyor.

Kurduna İzan sonucu ister istemez bağlanmış bulunan Fitz, bir yandan onu kendi zor hayatına sürüklemek istemezken, bir yandan da onsuz yapamıyor. İzan'ın kötücül etkilerinden korkarken, kendisini onu kontrol edebilecek düzeyde hissettiği zamanlarla da ikileme düşüyor. Hem görevlerinde hem aşk hayatında hem de İzan'da sürekli bir ikilem içerisinde kalan Fitz, entrikalar içerisinde yolunu bulmaya çalışıyor.

İkinci kitapta, ilk kitabı da geçmiş yazar. Ki beklentim bu yöndeydi. Oturmuş bir dünyada artık karakterler satranç tahtasındaki piyonlar gibi harekete geçtiler… Geriye merakla olacakları bekleyen ve günde yüzlerce sayfa okumaya çalışan bizler kalıyoruz.

Yaklaşık 200.000 kişiden puan ve yorum alan kitabın Goodreads puanı; 4.26



15 Eylül 2023 Cuma

FARSEER #1 SUİKASTÇININ ÇIRAĞI


Güzel bir serinin başlangıcı olduğuna dair inancım tam. İyi bir ilk kitap. Başlangıç kitabı olması sebebiyle dünyasını, karakterlerini ve bu karakterlerin motivasyonunu anlatıyor. Savaştan ve yoğun tempoda ziyade diplomasi ve suikast temalı bir sunu var. 

Ortaçağ temalı "high fantasy" eserlerinden biri ve iyilerinden olduğu kesin. Yazım dili, yazarın üslubu oldukça iyi. Oldukça da sürükleyici. Bu seriden önce okuduğum "Parçalanmış İmparatorluk" serisinin bu seriden esinlenildiğini düşünüyorum. Çünkü yazarı bu serinin hayranı olduğu gibi, aynı birinci tekil şahıs karakteriyle bir anlatım tarzı seçmişti. Yine yer yer bazı olay örgülerinin ve baş karakterin yaşadıklarının aynı olmasa da Robin Hobb'un Fitz'ine benzediğini anlıyorsunuz. Her ne kadar kişilikleri birbirlerinin zıttı olsa da. Şu ayrımı da yapmakta fayda var. Farseer serisi çok daha oturaklı, daha kaliteli bir dünyaya ve kurguya sahip.

Suikastçının Çırağı bence iyi bir başlangıç kitabı. Özellikle suikastçı olma yolunda atılan adımlar ve sürprizlere gebe olaylar dizisi kitabın sonunda heyecan dozajını arttırdı. Kitapta İrfan ve İzan adı verilen alışkın olduğumuz büyülerden olmayan ama büyü diyebileceğimiz güçler söz konusu.Telepatik diyebileceğimiz bir güç ama bazı etkileri de karşı tarafta kontrol sağlıyor. Büyü sisteminin diğer kitaplarda ne kadar anlatılacağını ve İrfan ile İzan güçlerinin dışında gelişen büyüler de olacak mı merak ediyorum.

Genel anlamda beğendiğim bir kitap oldu. İkinci ve üçüncü kitaplarını da muhakkak okuyacağım.

27 Haziran 2023 Salı

PARÇALANMIŞ İMPARATORLUK #3 DİKENLİKLER İMPARATORU


 "Karanlık zamanlar karanlık seçimleri gerektirir. Beni seçin."

Serinin üçüncü ve son kitabı Dikenlikler İmparatoru, diğer iki kitaptan bir tık önde. Daha karanlık, daha şaşırtıcı, daha sürükleyici. Jorg kimsenin tahmin edemeyeceği topraklara, kimsenin aklına gelmeyecek sohbetlere dalıyor. Mimarların Jorg ve eylemlerine ilgisi artıyor. İmparatorlarını çok çok uzun yıllardır seçemeyen Kamutay ise artık bir karar vermek zorunda kalıyor. 

Üçüncü kitabı, beklenmedik gelişmelerin yaşandığı, işin içine politikanın biraz daha girdiği, ilk iki kitaba göre daha komple, daha oturmuş bir kitap olarak gördüm. Benim gibi ilk iki kitapta biraz hayal kırıklığı yaşayan kişiler eğer sabredip üçüncü kitaba kadar gelirlerse, sabırlarının karşılığını alacaklar. Tempo yoğun geçen ilk iki kitap aslında hızlı okunabilirliğe sahip olduğundan, üçüncü kitaba bir altyapı hazırlıyor da diyebiliriz.



Jorg'un serüvenini bitirdim ve daha önce okumadığım bir tarzda yazılan bu seri hakkındaki genel yorumum, çok komple ve derinlikli bir yapıya sahip olmasa da, tempo yoğun geçen bir seri olduğundan hızlı okunabilecek, keyifli vakit geçirtebilecek bir seri olduğu yönünde. 

Birinci şahıs yazım şekline ise bir süre sonra alıştım. Grimdark bir seri, vahşet ve karanlık barındırıyor. Kült fantastik eserlerle kıyaslamak ise doğru olmaz. Kendisine ait geniş bir dünyası, akılda kalıcı karakterleri veya içinize işleyen bir olay örgüsü yok. Üçüncü kitap dediğim gibi, ilk iki kitaptan bir tık önde. Daha heyecanlı ve beklenmedik olayların daha üst noktada seyrettiği bir kitap.

Üçüncü ve serinin son kitabı olan Dikenlikler İmparatoru'nun Goodreads'teki ortalama puanı ise 4.24

10 Haziran 2023 Cumartesi

PARÇALANMIŞ İMPARATORLUK #2 DİKENLİKLER KRALI

 


"Bahsettiğim demir parmaklıklar sağlam görünür ama güvendiğimiz pek çok şey gibi özünde çürüktür."

İkinci kitapta Jorg'un intikam hikayesini geçmiş ve şimdiki zaman olarak iki ayrı dönemde okuyoruz. Bir yandan içsel savaşı sürerken, bir yandan da kralları ve soyluları piyon gibi kullanan kuklacılara karşı mücadelesine şahit oluyoruz. Erdemsiz ve çıkarları uğruna her şeyi yapabilecek bir ölüm makinesinin başrolde olduğu bir kitap okumak, elbette farklı bakış açıları da sunuyor. Bu işin güzel yanı. Yine de birinci kitapta bahsettiğim durumlar mevcut. 

Katherine'in günlüğü hariç, kitabın tamamının birinci şahıstan yazılması, karakterin yaşı ve yapabildikleri itibariyle kitabın tadını biraz kaçırıyor. En azından benim için. Tamamen tempo ve olay örgüsü odaklı bir seri olduğundan kült fantastik eserlerle aynı beklentilere girilmemesini öneririm. Bazı şeylere dönemsel olarak şaşıracaksınız, onları söylemiyorum, spoiler olmasın. Gerçek dünyadan emarelere sıkça rastlayacaksınız, kendisine ait büyük bir dünyaya sahip değil. Bu ikinci kitapta yeni iki ve üç ülke görecek, kültürlerine dair birkaç satır okuyacaksınız. O kadar. 

Tahminimce asıl olay Mimarlar dedikleri eskilerin yapmış oldukları ve bıraktıkları mirasların içinde yatıyor. Olay örgüsünün kilit noktalarında daima Mimarlar'a rastlıyoruz. 

Serinin ikinci kitabı olan Dikenlikler Kralı'nın Goodreads ortalaması 4.19


13 Mayıs 2023 Cumartesi

PARÇALANMIŞ İMPARATORLUK #1 DİKENLİKLER PRENSİ

"Bellek tehlikeli şeydir. Anıları evirip, çevirirsin, her köşesini ve ayrıntısını bildiğini sanırsın ama yine de seni yaralayacak keskin bir tarafına rastlarsın."

Karanlık fantezi alt türüne ait bu fantastik roman, okunması kolay ve oldukça sürükleyiciydi. Lawrence'i ilk defa okudum ve kaleminin de en büyük özelliğinin olay örgüsünün yoğunluğu olduğunu düşünüyorum. Ana karakterin gözüyle anlatılan olaylar zinciri, anlatım şekli itibariyle biraz yadırgamama sebep oldu. Çünkü okuduğum fantastik romanlardan bu anlatım şekline pek alışkın değilim. Ana karakter de bir "anti hero". Pek sevilecek bir tip değil, üstelik rahatsız edici özellikleriyle de okuyucuyu kendisinden soğutabilir. Tek bir motivasyonu var, intikam. Bunun için de yapmayacağı kötülük yok. Pek bir erdem sahibi de değil. Bu arada kendisi 14 yaşında, ancak hiç de öyle durmuyor. Okuyunca anlayacaksınız.

Kısaca, kendine ait bir evreni olmayan, birinci şahıs ile yazılmış fantastik bir roman söz konusu. Türkmen kılıcından, Pisagor vs. gibi muhabbetlere kadar bir gerçeklik var işin içinde. Gerçekle yoğrulmuş, kapkaranlık bir dünya ve ondan daha karanlık karakterlerle bezenmiş bir serinin başlangıç kitabı.

İlk başta dedigim gibi, okuması kolay ve olay örgüsü ağırlıklı olduğu için de, ilk andan beri bir tempo hakimiyeti var. Ancak derinlikli bir yapı, şahane bir dünya gibi beklentilere girilmemesi gerekir. Keyifli vakit geçirtir mi, evet.

Serinin birinci kitabı olan Dikenlikler Prensi'nin Goodreads'teki ortalama puanı 3.84

18 Nisan 2023 Salı

WARCRAFT #3 SON BEKÇİ

Warcraft serimizin üçüncü kitabı olan Son Bekçi ile karşınızdayım. İlk iki kitap hakkında yazdıklarıma benzer durumlar söz konusu olacağını fark edeceksiniz. Yazar Jeff Grubb, yakından tanıdığımız Starcraft, Unutulmuş Diyarlar, Magic The Gatering gibi evrenlerin içinde de görebileceğimiz fantastik bir yazar. Bazı evrenler ingilizce isimleriyle daha çok bilindikleri için, onları o haliyle yazdım. 

Grubb'ın elimizdeki kitabı, Warcraft evreninin bilinen büyücülerinden Medivh'e ve Khadgar'a odaklı. MMO oyununda büyücü sınıfı ile oynayanlar için, daha özel ve ilgi çekici bir kitap olduğunu düşünüyorum. Oyununu ve dünyasını tanıyanlar için, bazı meşhur isimleri kitaplarda görmek de çok güzel bir duygu. Örneğin; Lothar, Medivh, Gul'dan, Khadgar, Garona gibi isimlerle karşılaşmak bilen insanları mest edebilir. Bu kitabın artılarından. Evreni bilmeyen, oyununu oynamayan bir insan için de hiçbir eksisi yok.

Azeroth'u yıkmak için pusuda bekleyenler olduğunu ve bunlara engel olmaya çalışanların da kendi amaçları olduğunu daha önce bildirmiştik. Epic fantasy ve dark fantasy öğelerinin iç içe geçtiği bir dünya sizi bekliyor. 

Büyücüler Meclisi'nin Khadgar'ı Medivh'in çırağı olması için Karazhan'a göndermesiyle başlayan olaylar silsilesi, bazı sırların açığa çıkmasıyla heyecanlı bir hal alacak. Olaylar aslında gizemin aksiyona dönüşmesi şeklinde ilerliyor. 

Daha önceki Warcraft kitaplarında bahsettiğim gibi, üslup akıcı ve gayet keyifli bir okuma sunuyor. Ancak anlatım olsun, tasvirleme olsun, dünyanın derinliğinin okuyucuya veriliş tarzı olsun, Tolkien gibi büyük yazarların büyük eserlerinde olduğu gibi devasa bir kitap beklemeyin. Keyifle okunacak, kısa sürede bitirilebilecek bir kitap sizi bekliyor. Artemis tarafından yayınlanan kitap, sanırım şu sıralar almak isteyen için Nadir Kitap'ta bulunabilir.

Son Bekçi Goodreads'te 7000 kişiden 4.01'lik bir puan ortalaması almış.

11 Nisan 2023 Salı

WARCRAFT #2 BÜYÜK ŞEF

Warcraft'ın birinci kitabı olan Ejderhanın Günü'nde kitabın türü, alt türü ve dili hakkında konuşmuştuk. Warcraft evreni nedir ve evrenin içindekilerin motivasyonları nedir, biraz bundan bahsetmiştik. Ardından olay örgüsüne ve bahsettiği maceraların ilk bakışına değinmiştik. Bu gibi konuları merak edenler bir alttaki yazıyı okuyabilir, tekrara düşmemek açısından aynı şeylerden bahsetmeyeceğim.

Christie Golden, Warcraft evrenine dair ne varsa yazmış bir yazar. Birçok kitabı var ve konumuz da Artemis Yayınları tarafından dilimize kazandırılan, orkların liderlerinden biri (en sevdiğim) Thrall'u anlatan Büyük Şef.


 Orklar da, diğer tüm ırklar gibi kendi çıkarlarını gözeten ve bu çıkarlar doğrultusunda düşmanlar ve müttefikler edinen bir taraf. Horde tarafının sürükleyenleri aslında. Peki Thrall nasıl devreye girdi? Bu yüce şamanın olaylara hakimiyet kurma yolunda attığı ilk adım nasıl gerçekleşti? Karakter gelişiminin öncelikli gösterildiği bu kitabın en güzel tarafı da bu zaten. Üçüncü bir gözden izlemek, tartmak ve hakkında görüş bildirebilmek, en sonunda da şaşırmak veya tahminlerle tatmin olmak... Serinin en sevdiğim kitabı bu ikinci kitaptı.  

Kendisini burda bahsetmeyeceğim şekilde bulup, kendi çıkarları doğrultusunda yetiştiren insanların onu aslında ne kadar önemsediğini veya hangi sebeple önemsediğini kendi yöntemleriyle öğrenecek olan Thrall'un halkının kadim öğretilerini sonradan öğrenerek, onlara lider olma yolundaki ilerleyişini okuyacaksınız. Aynı zamanda Horde tarafının efsanevi karakterlerini de bu kitapta bulabileceksiniz. 

Thrall ve orkların arasında çekişmelerin içinde bulunacağınız bu kitap, sizi çok keyifli bir gözleme ve karakter gelişimine tabi tutuyor. Akıcı bir macera olacağına emin olabilirsiniz. Ancak ilk kitabın yorumunda da bahsettiğim gibi, epic fantasy'nin üstadlarını okumuş ve Yüzüklerin Efendisi gibi kitaplara aşina olan insanların beklentilerini o kadar yükseğe kurmamaları lazım. Beklentiyi doğru ayarladığınızda keyif alarak okuduğunuz fantastik kitaplar arasına koyacağınıza eminim. Benim gibi birçok kişinin de en sevdiği Warcraft kitabı olan Büyük Şef, sizi çağırıyor...

Kitabın Goodreads ortalaması ise çok iyi. 4.13

4 Nisan 2023 Salı

WARCRAFT #1 EJDERHANIN GÜNÜ

World of Warcraft oyununu sanırım bilmeyen yoktur. MMO türündeki bu PC oyunu, uzun yıllardır milyonlarca hayrana sahip olmuş ve tüm hikaye güncellemeleri ve görsel gelişimleri ile birlikte hayranları tarafından sevilerek oynanmaya devam edilen bir başyapıt. Şimdi bahsedeceğim kitap ise bu evrenin içinde geçiyor ve İkinci Savaş sonrasını anlatıyor. Öncelikle nasıl bir fantastik edebiyat ürünü olduğundan bahsedelim.

WoW dünyasında karakterlerin birçoğu için iyi veya kötü diyemeyiz. Kendi çıkarını en tepeye koyan ırkların, en tabi hakları olarak kendileri ve gelecekleri için mücadele ettiklerini görüyoruz. Dolayısıyla Ejderhanın Günü ve diğer kitapları için de size "iyiler" ve "kötüler" var demeyeceğim. Elbette ki salt kötüler var, ancak bu dünyada sadece kötülerin ve iyilerin karşılıklı savaşı yok, ittifaklar var. Orklar, ejderhalar, goblinler, troller, elfler vb. kendi üstünlükleri için sürekli bir savaş ve teyakkuz halindeler. Uyuyan kaybeder, desek yeridir. WoW için, eğer bahsettiğim salt kötüleri ve dünyanın dengesi için mücadele edenleri hesaba katarsak Epic Fantasy öğeleri muhakkak ki mevcut. Ancak kötü olmayanların (kendi çıkarlarını üstün tutan motivasyon), kötü olmayanlar ile savaşları ve mücadeleleri de olduğundan tamamen bir Epic Fantasy diyemeyiz. Kılıçlar, kalkanlar (ortaçağ öğeleri) ve büyüler de mevcut, dolayısıyla low fantasy var ve gri karakterlerin de mevcudiyetiyle grimdark öğelerinin de WoW evreninde bulunduğunu söyleyebiliriz. Yüzdeye vuracak olursak epic fantasy ve low fantasy öğeleri grimdark'a üstün gelecektir. Epic > Low > Grimdark üçlüsüne bu evrende aşağı yukarı bu şekilde tanık olacaksınız. Ben WoW dünyasını tek bir alt türe koyamıyorum. Ancak bazı internet sitelerinde Epic/High Fantasy olarak görebilirsiniz.

Gelelim elimizdeki Warcraft evrenine dair yegane eserlerden Ejderhanın Günü'nün konusuna. Kahramanımız kendisini ispat etmeye çalışan ve bunun için en ufak bir fırsatı değerlendirmeye çalışan Rhonin. Kendisi genç bir büyücü. Dalaran büyücüleri tarafından dışlanmış. Detaylara girmiyorum, bir şekilde fırsatını buluyor ve zorlu bir görevi yerine getirebilirse tekrar eskiden olduğu gibi Dalaran büyücülerinin arasına katılabileceği bilgisini alıyor. 

Büyük savaşların ve kadim güçlerin merkezi Azeroth, yine kaynar kazan gibi kaynamakta. Rhonin, bir gözlem görevi için gidiyor. Ancak hiçbir şey beklendiği gibi olmaz, bilirsiniz. Ejderha Alexstrasza'nın da içinde bulunduğu bazı durumlar çözülmeli ve Dragonmaw klanı Khaz Modan'dan sürülmeli. Ork kontrolündeki bu çorak topraklarda genç büyücü neler yapabilecek, neleri yapamayacak, orasını size bırakıyorum. Bu arada, ork diyince aklınıza LOTR evrenindeki orklar gelmesin. Çok başka bir durum var. Buradaki orklar için de kötüdür, çirkindir, pistir demek doğru olmaz.

Artemis yayınevinden yıllar önce alıp okuduğum bir kitap olduğundan, şu an kitap sitelerinde bulabilir misiniz, bilmiyorum. Ancak Nadir Kitap'ta mevcut. 

Üçüncü şahıs gözünden Rhonin karakterine ve macerasına odaklandığımız kitabın dili akıcı. Ancak özellikle tasvirler ve yer yer anlatımlar konusunda Tolkien gibi üstadları okumuş kişilere hafif kaçacaktır. Diablo, WoW gibi oyunların evrenlerini kurgulaştıran bir yazar olan Knaak, basit bağlantılı bir kurgudan daha fazlasını yazmış. Özellikle hayranların daha çok seveceği, ancak WoW evrenine aşina dahi olmayanların da okuyabileceği bir kitap da diyebiliriz. 

Kitabın Goodreads'teki ortalama puanı; 3.81 

16 Mart 2023 Perşembe

EJDERHA MIZRAĞI DESTANI #3 İLKBAHAR ŞAFAĞI EJDERHALARI




"Bu sizi şaşırtıyor mu? Şaşırtmamalı, çünkü her ikiniz de o tür bir iyiliğin neler yapabileceğini gördünüz. Bu hoşgörüsüzlüğü, katılığı, ben haklı olduğuma göre benim gibi düşünmeyenler yanlış yoldalar inancını yaratır."

Üçüncü kitapta yol arkadaşlarının maceraları Karanlık Kraliçe Tarkhisis ile kesişiyor. Ancak şunu baştan belirteyim, önce birinci kitap hakkındaki görüşlerimi okumanızda fayda var.  Edebi tarzını ve fantastik alt türünü ilk başta bilmeniz, devamlılığınız konusunda yol gösterici olacaktır. Orayı okumadıysanız burayı es geçin. Elistan'ın yol göstericiliği, Laurana'nın artık tüm olgunluğuyla tam bir lider oluşu, Tanis'in kalbinin sesini dinlemesiyle yollar en can alıcı noktada kesişiyor. Ancak bu kesişme yeterli mi? Tabi ki değil.

İyi ejderhaların yol arkadaşlarına katıldığını gördüğümüz serinin bu kitabında, onların da belli motivasyonları ve sebepleri olduğunu görüyoruz. Hiçbir şey boşuna olmuyor. Gilthanas ve Silvara'nın aşkının nereye varacağını ise ilerleyen kitaplarda görebilecek miyiz, çok merak ediyorum. Eski efsaneler gibi mi olacak, yoksa bir şeyleri değiştirebilecekler mi, göreceğiz. Bu savaşın verilmesinde çok büyük payları olacak. Tas ve Flint'in ejderha üzerindeki atışmaları ise yine çok komik ve sevimliydi. Mizah hiçbir zaman eksik olmuyor. Raistlin'in kendisine çizdiği yol, kimsenin ummadığı diyarlarda yüzerken, her şeyin daha anlamlı olmasını mı sağlayacak, göreceğiz.



Kitabın gizemini kaçırmamak için, burada bahsetmemiz gereken birçok olaydan, gidişlerden ve geri dönüşlerden bahsetmiyorum. Ancak okuyucu şuna emin olmalı, çok sürpriz yaşayacak. Ayrıca tahminlerinin sonuçlarını okurken de çok tatminkar hissedecek. En güzel yanı da bu. "İşte bu! Biliyordum. " dediğinizde de, "yok artık!!" dediğinizde de, tahminlerinizin sonuçlarıyla karşılaşmak hazzı en yükseklerde veren duygu. Ejderha Mızrağı bunu fazlasıyla yaşatıyor. 





Yol arkadaşları artık hem gizemli ejderha küreleri hem de ejderha mızrakları ile donanmış durumda. Ancak bunlar ne kadar işe yarasalar da, yeterli değiller. İyi de, yeterli olan ne o zaman? 

Hepadam Berem'i korumak ve aynı zamanda onun yaşamını doğal akışına bırakmak ne kadar yapılabilir bir şey? Berem'in hikayesine birinci ağızdan tanık olduğumuz anlar çok duygu yüklü ve güzeldi.

Hislerinizin yoğun olacağını söyleyeyim, ayrıca heyecandan sayfaları hızlıca çevireceğiniz birçok an da yaşayacaksınız. Üçüncü kitabın vadettikleri bunlar. İhaneti de, vefasızlığı da, cesareti de, ne yaparsanız yapın bazı şeyleri değiştiremeyeceğinizi de göreceksiniz. Peki değiştirebilecekleriniz? Siz siz olun, denemekten vazgeçmeyin. Bazen oluyor. Tetiklenmesi gereken şeyleri biraz dürtersek, o an orda bulunması gerekenler gerisini hallediyor. Tanıdık bir şeyler var içinde, değil mi?


Üçüncü kitabın en göze çarpan karakterlerine geçelim mi? Kitiara'yı en başta anacağız tabi ki.  Tanis'i kullanıyor mu yoksa Tanis'e olan hisleri onu yumuşatıyor mu, bu kişinin bakışına göre değişir. Kesinlikle tekin değil ve hırsı özünü tüketmiş bir karakter. Lord Soth ise okuyanın tüylerini ürperten benliği ve aynı korkutucu arka plan hikayesiyle muhteşem bir karakter. Kitiara ile olan iş birliği, en yüce efendi Ariakas'ı bile düşündürtüyor. Ariakas diyip geçmeyin, Verminaard yanında halt etmiş. Kendi eseri olan Uçan Hisarlar'ı hayal ettiğinizde onun kalbindeki karanlığı daha iyi anlayacaksınız.

Karanlık Kraliçe Tarkhisis ile Paladine'in bu savaşında merakınızı da öldürmeden, kitaba teşvik edebilmeyi amaçladım. Beni çok güzel olacağı hakkında gerçekten hiç yanıltmayan, şahane bir serüvendi.

Üçüncü kitabın Goodreads'teki ortalama puanı 4.13

11 Mart 2023 Cumartesi

EJDERHA MIZRAĞI DESTANI #2 KIŞ GECESİ EJDERHALARI

"Düşmanının ölümü karşısında hem acıma hem de utanç duyduğun için haline şükret. Düşmanımızı bile olsa, umursamayı bıraktığımız gün, savaşı kaybettiğimiz gündür zaten."

İkinci kitapda kahramanların hiç ummadığı olaylar silsilesi artarak devam etmektedir. Kendilerinden bile şüpheye düştükleri anlarda, hislerine güvenmekten başka tutunacakları dal kalmamıştır. Ejderha kürelerinin Krynn'ı kurtarmak için tek çıkış yolu olduğunu öğrenen yol arkadaşlarının umutlarını tükenme noktasına getiren iç savaş olasılığı ise umudun bittiği anlamına gelir.

Cüceleri bu macerada kendi saflarında yer almaları için büyük fedakarlıklarla kazandıkları, sembolik değeri yüksek olan Kharas'ın çekicini ellerinden çıkaran yol arkadaşları, yine de pek çok şey için umutsuzdur. Üstelik elflerin, değil insanlarla, kendi aralarında bile her an bir iç savaşa girecek olması, tüm Krynn'ın karanlığa gömecek bir uçuruma sürüklemektedir. Yolların ayrıldığı, ayrılmak zorunda kaldığı bu macerada çok karanlık olaylar yaşanacak.


Gnomların dünyasına büyülü bir yolculuk yaptığımızı da ekleyelim. Onların fizik problemlerine ve matematiğe düşkünlükleri ve komik halleri, kitabın eğlenceli bölümlerini oluştururken, onların kültürleri ve alışkanlıklarını öğrenmek de çok keyifli. İlimi kendilerine şiar edinmiş bu ırka saygı mı duyacaksınız, yoksa küçümseyecek misiniz, buna okurken karar vereceğinizi düşünüyorum. Tahmin etmişsinizdir, ben büyük saygı duydum. Hele bir tanesi var ki...

Krynn'ın altın saçlı kızından bahsedelim mesela. Qualinesti prensesi Lauralanthalasa yola çıktığındaki gibi aşk peşinde koşan şımarık bir prenses değil, hayatın ne olduğunu en zorlu yoldan öğrenmiş ve çok büyük ikilemlerde kararlar vermek zorunda kalmış bir lider olma yolunda ilerlemektedir. Kişisel düşüncem, Raistlin'in ve Laurana'nın, bu serinin en güzel karakter gelişim hikayesini oluşturduğu yönünde. Kararlarının tahmin edilemez oluşu ve yola çıktıkları an ile bulundukları an arasında hem fikri hem de fiziki anlamda birçok fark olması onları kitabın hikayesine yön veren karakterler haline getiriyor. Mesela her halükarda karakterlerin yüzüne baktığı ve onun sözleriyle hareket ettiği Tanis Yarı-Elf'i pek sevmem. 

Mevzu bahis ikinci kitapta Solamniya Şövalyeleri'nin de içinde bulunduğu duruma yakından şahit oluyoruz. Kuralları ve tutuculukları uğruna entrikaların içinde boğulan bir yapı, kendisini bile kurtaramıyorken Krynn için ne yapabilir ki... Sturm'un çabaları ve bazı aklı selim şövalyelerin onun yanında yer alması Palanthas'ı kurtarmaya yetecek mi? Lord Gunthar gibi liderler olmasa, Sturm'un onurlu mücadelesi de belki gün yüzüne çıkamayacaktı. Gerçekten de kender Tasslehoff'un babasının dediği gibi, büyük şeylere yakından baktığında hep küçük parçalardan oluştuğunu görebiliyoruz. 

Yolculuğun diğer tarafında ise Tanis ile yola devam eden diğer arkadaşlarının Istar Kan Denizi'ndeki ve bu denize limanı olan goblin ve ejderan kaynayan kasabaların içindeki maceralarına şahit oluyoruz. Hepadam kimdir ve neden önemlidir? Afet sonrası, sular altına gömülmüş ve her nedense kırmızı bir deniz olan Istar, maceracılarımızı korkutmaktadır. Afet sırasında ölen insanların kanından dolayı mı, yoksa girdabın denizin zemininden kaldırmış olduğu kilden dolayı mı, bunu bilmiyoruz... 

Bu kitapta ayrıca ikizlerin kardeşi ve Tanis ile bir mazisi olan Kitiara ile tanışıyoruz. Kendisi hakkında şu an için çok konuşmamam gerekiyor. Spoiler olmasın. Üçüncü kitapta hakkında bolca konuşuruz.

Palanthas'ın savunulması ve ilk büyük hücumu okuduğumuz bu ikinci kitapta olay örgüsü artık zirve yapıyor ve adrenalin en yüksek seviyede ilerliyor. Ta ki kitabın sonuna kadar. Okuduğum en iyi fantastik kitaplardan biriydi.

Goodreads'teki ortalama puanı ise 4.13



28 Şubat 2023 Salı

EJDERHA MIZRAĞI DESTANI #1 GÜZ ALACAKARANLIĞI EJDERHALARI


"Eğer dünyadaki büyük şeylere yakından bakacak olursan, bunların bir araya gelmiş ufak şeylerden oluştuğunu görürsün. Ve bütün farkı yaratan da küçük değişikliklerdir."

"Ben bir sonraki nefesimi alıp alamayacağıma bile emin değilim. Ölüm, insan yaşamının en büyük katiyetidir Tanis."


Dungeons and Dragons evrenini seven herkesin mutlaka kitaplığında olması gerektiğini düşündüğüm bir eser. Ejderha Mızrağı serisinin ilk kitabı olmakla birlikte bu evreni merak edenler için de giriş kitabı niteliği taşıyor. Karakter gelişimleri ile dikkat çektiği gibi, olay örgüsü bir an olsun sıkmıyor. Çok ama çok sürükleyici. Beklemediğiniz gelişmelerin olduğu, dikkatinizi bir an olsun kendisinden uzaklaştırmayacak bir "öte dünya".

"Epic fantasy" sevenler için nokta atışı. Ancak "historical" ya da "dark" fantasy seviyorsanız beklediğinizi bulamazsınız. Kadim Kanunlar veya Taht Oyunları serilerindeki entrika ve gerçeklik içinde yoğurulmuş fantastik bir evren burada yok. En başta bunu söyleyelim. Birinci kitaba göz atacak olursak, en başta söyleceğimiz şey D&D evreninin kurallarıyla yoğurulmuş bir kitap okuyacağınıza emin olabilirsiniz. Oyunlara aşina olanlar, bir RPG oyunundan ne bekliyorlarsa bu kitapta bulacaklar. Karakterlerin yaşadıkları duygu yoğun olaylar silsilesi ve mücadeleler, onların yetenek ağacını büyütürken gittikçe güçlendiklerini göreceksiniz. Ne kadar güçlenseler de, bu onların yenilmez karakterler veya asla kaçmayı düşünmeyen cesur yürekler oldukları anlamına gelmeyecek. Kötüler var, bir de iyiler. Ha! Bir de ne olduğunu kolay kolay anlayamayacağınız bir karakter var ki, benim favori karakterim. Raistlin! 

O zaman Raistlin ile başlayalım. Biliyorsunuz ki, sürprizleri bozmamak için hikayeyi örseleyecek bilgiler vermeden, kısa geçişler yapıyorum. Raistlin, bir büyücü. Gücü arzulayan, kimseye güven duymayan ve tutkulu olduğu şey uğruna her şeyi feda edebilecek bir adam. Herkese anlamsız ve yanlış gelen davranışlarının asıl motivasyonu okuyucuları ikiye bölebilir.

Caramon, Raistlin'in kardeşi. Çok zeki değil, işin o kısmını Raistlin hallediyor. Ancak çok güçlü ve merhamet sahibi. Özellikle kardeşine çok bağlı olan bu adam, savaştan çok hoşlanıyor. Oyun dilinde kendisine "tank" diyebiliriz.

Tanis Yarı-elf. Arkadaşları tarafından sözü dinlenen ve sonsuz güven duyulan bu adamın kendisi bile bunun sebebini bilmiyor. İnsan babası, elf annesine tecavüz etmiş ve Tanis doğmuş. Onu elfler yetiştirmiş. Kendisine hiçbir yere ait hissedemeyen bu adamın içinde çok büyük yol ayrımları var ve verdiği her karar değer verdiklerini etkileyebilecek bir pozisyonda. Elf kanından olsa gerek, okçuluk yeteneği insanlarınkinden üstün.

Flint, yaşlı ve aksi bir cüce. Ömrü mücadelelerle geçen bu tepe cücesinin artık yorulduğunu biliyoruz, ancak Tanis'i ve az sonra bahsedeceğimiz kender Tasslehoff'u çok sevdiğinden onları kıramıyor. Kıramazken de aslında benim hissettiğim şuydu ki, motivasyonu onları korumak üzerine. Ne kadar başarabilirse. Atlardan ve kayıklardan nefret ediyor.

Kender ırkına ait hırsızımız Tasslehoff Burffoot ise bu serinin mizahının başrol üyesi. Esprileri, yalanları veya kurnazlıkları o kadar yerinde ve güzel yazılmış ki, mizah seviyesi asla baymıyor. Üstelik kitabın içindeki karanlık veya korku dolu maceralardan da hiçbir şey götürmüyor. Bu güzel yedirilmiş ve yer yer güldüren mizah seviyesi de okurların Tasslehoff'a sempati duymasına sebep oluyor. Uzun zamandır beni bu kadar güldüren başka bir karakter olmamıştı. Serinin en renkli karakteri!

Nehiryeli ve Altınay ise barbar kabilelerden birinden gelen iki sürgün. Onların hikayesi okurken bana Tolkien'in epik aşk hikayelerini anımsatmıştı. Hiç beklemedikleri anda, beklenmedik olayların merkezinde yer alacaklar.

Sturm. Geleneklerine bağlı, şövalyelik kurallarına sıkı sıkıya uymaya niyetli ve babasının yadigarı zırhıyla kılıcını kuşanmış bir sürgün sayılır o da. Güç bakımından Caramon'dan aşağı değil. Hayat görüşü için çok katı veya dar bakış açılı diyenler de olacaktır, onun erdeminin sonsuzluğu, cesareti ve doğru bildiği yolda emin olduğu için birçok hayranı da olacaktır.

En başta dediğim gibi, epic fantasy sevenler ve hatta Dungeons and Dragons sevip de bu seriyi okumamış olanlar, henüz okumamışlarsa çok şey kaçırıyorlar. Önlerinde bir hazine var. Olayların altyapısının hazırlanışı ve karakterlerin gelişim evrelerinin mantıklı bir sürece oturtulması okuyucuyu metne bağlıyor. Her karakterin gelişimi, onun huyları ve ırkıyla da bağlantılı olduğundan yaşadıklarından etkilenmeleri ve değişmeleri de kendisini tekrar eden bir döngüye girmiyor. 

Bazı karakterler ise birinci kitapta bulunsalar da, bilerek bahsetmedim. İkinci kitaptan konuşurken bu karakterlere değinmek daha güzel olacak diye düşünüyorum.

İlk kitabın Goodreads'teki ortalama puanı ise 4.00


14 Şubat 2023 Salı

GOBLİN KRAL



"Üstünden sular seller geçmiş şeylere odaklanmaktansa, yeni köprüler inşa etmek daha iyi."

Sıradaki fantastik romanımız, Locus En iyi Fantezi Ödülü sahibi. Ayrıca Nebula En İyi Roman Ödülü Adayı ve Dünya Fantezi Ödülü En İyi Roman Ödülü Adayı bir kitap. 

Katherine Addison, kitabında fantastik öğelere bağlı kalsa da, fantastik edebiyat denilince aklımıza gelen cinste bir kitap yazmamış. Karanlık düşmanlar, büyük güçlere sahip silahlar, büyücüler, ejderhalar vs. beklentisi ile alınırsa, beklentinin dışında kalır ve kitaba haksızlık yaparsınız. Ortaçağ öğelerinin bulunduğu ve ortaçağdan günümüze kalmış bazı geleneksel davranışları eleştirel gözle okuyucularına aktaran Addison, aynı zamanda masalsı bir dil kullanmış. Büyük savaşlardan ve kahramanlık öykülerinden ziyade saray entrikalarına ve bazı kalıplaşmış normların engel teşkil ettiği atılımların kaderlerine ağırlık veren bu kitapta, elf ülkesinde yarı elf-yarı goblin olan sürgün bir prensin yükselişini göreceğiz. 

Post apokaliptik dönemlerin sembolü haline gelmiş zeplin kullanımının olduğu ve Ortaçağ dönemsel öğeleri ile harmanlanmış bir kurguda, gelenekçilerle yenilikçilerin öne geçme yarışına şahit olacağız. Gelenekçilerin kraliyette hakim olduğu bir düzende, herhangi bir gelenekten ve kast sisteminden habersiz olan ve pek de hazzetmeyen naif bir veliahtın tahta geçtikten sonraki hamlelerini izlerken yer yer tebessüm edeceğiz. Okurlara şunu söyleyebilirim, masalsılık öyle bir boyutta ki, ırkından dolayı hor görülen bir sürgünün başına gelenleri hayal ederken beklediğiniz o ağır travmalar, kötücül hamleler bu kitapta olmayacak. 

Babasının sır ölümünü araştırırken, annesinin özlemini çekmek ve politikayla entrikanın birbirine geçtiği bir sarayda hayatta kalmaya çalışmak naif kral Maia'nın önceliği olacak. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken olaylardan biri de, herkesten özür dileyebilmeyi kendine görev edinen Maia'nın bu konu hakkında uyarılması ve ardından uğradığı şaşkınlıktı. "Hükümdar özür dilemez!" düsturu ile Maia'ya öğüt verenlerin, en çok da melezliğinden dolayı ondan hoşnutsuz olması ve yeni hükümdarın altını oymaya çalışmaları ve Maia'nın buna karşılık hiç tanımadığı kişileri tanımaya çalışarak müttefik edinme arayışları... Sembolik anlamlar taşıyan bu hareketler Maia'nın da okuyucu gözündeki değerini arttıracak. Kadınların, ülkeler arası ittifak oluşturabilmek için birer evlilik aracı olarak kullanıldığı dönemlere de el atan bazı olay örgüleri, Maia'nın beklenmedik hamleleri ile ilginç bir hal alıyor. Karakter gelişimi Maia özelinde çok güzel işlenirken, yan karakterler sadece birer araç niteliği taşıyor. 

Tasvirler sınırlı şekilde anlatılıp, gerisi hayal gücünüze bırakılıyor. Yolların, sokakların ve sarayın mimari yapısı hakkında hayal gücünüz ile destekleyebileceğiniz kesin olmayan çizgiler çiziliyor. Bir yer tasvirlenirken, devamını siz şekillendirebiliyorsunuz. 

Goblin Kral, Goodreads'te 4.07 ortalama puana sahip.

Kitaptan alacağınız keyif, beklentiniz üzerine şekillenecek. Eğer, epik savaş sahneleri ve detaylı karakter gelişimleriyle büyük maceralar beklemiyorsanız, saray entrikaları ve belirli kuralları koruyanlar ile değiştirmek isteyenlerin mücadelesine şahit olmak istiyorsanız bu kitap size masalsı ve hoş bir yolculuk sunacak. 


3 Şubat 2023 Cuma

KADİM KANUNLAR SERİSİ #3 KRALLARIN SON ÇARESİ



"Her dakikası son dakikası olabilecek biri küçük şeylere sevinmeyi bilmeliydi."

Üçüncü kitapta yer gök savaş ile inliyor. Kuzeyden Bethod, güneyden Uthman-ul-Dosht İttifak'ı sıkıştırıyor. Bayaz planlarının son aşamalarında, ancak hiç beklemediği olaylar zinciri onu yeni hamlelere itiyor. Arka planda ilerlettiği sürece zarar vermemek için geçmişte yaptığı hatalarla yüzleşmek zorunda...

Dokuzparmak Logen hiçbir soylu İttifak üyesinin muktedir olamayacağı bir ayrıcalığa sahipti. Eski dostu Bethod'u alt edebilecek tek kişi olması... Ancak birden fazla kişiliğe sahip eski bir klan lideri, şimdilerin kiralık askeri olan bir adama ne kadar güvenilebilirdi ki?


Glokta hiç beklemediği bir olaylar zincirinin içinde cehennemi yaşarken, güvenebileceği tek şey vardı. Şantaj ve işkence. 

Burada şöyle bir gerçek var ki, Glokta'nın hiç hoşlanmadığı Bayaz ile yaşayacağı sohbetler okuyucuyu cidden çok şaşırtacak. 

İttifak iki farklı düşman tarafından kuşatılmış durumdayken, bu yozlaşmış yönetimin başında olduğu ülke bu işin içinden sadece bir kişi sayesinde kurtulabilir. O kişi de Bayaz. Ancak onun yöntemleri çok tehlikeli ve pek de güvenilir bir adam değil. İlk Kanun'u çiğnemek kadar tehlikeli bir durum yok. Peki ama İttifak nasıl kurtulacak? Abercrombie tüm noktaları bu son kitapta öyle dahice birleştiriyor ki, geriye hiçbir soru işareti kalmıyor. 


Kitapta Korkunç Fenris, Mamun gibi karanlık ve antik karakterler de var. Bu karakterler de hikayeyi yan karakterlerle birlikte zenginleştiriyorlar. Kanlı Dokuz Logen, Bayaz, Luthar ve Glokta gibi oturmuş ana karakterlerin ekseninde dönen olaylar zinciri, yan karakterlerin bu karakterlerin içinde bulunduğu olayları zenginleştirmesiyle sürükleyiciliği zirveye çıkarıyor.

Kimse beyaz değil, siyah da değil. Her karakterin kendi motivasyonu var. Üçüncü kitapta hepsi kendi olaylarının onları getirdiği noktayı yaşıyor. Ama iyi ama kötü... 

Kralların Son Çaresi, Goodreads'te 4.32 gibi çok başarılı bir ortalama puana sahip. 

29 Ocak 2023 Pazar

KADİM KANUNLAR SERİSİ #2 ASTIKTAN SONRA


 "Bana kalırsa, korkusuzluk aptalların övündüğü bir şeydir. Korkusu olmayan insanlar ya ölüdür ya da ölmek üzeredir. Korku sana dikkatli olmayı, düşmana saygı duymayı ve öfkeyle kendini tehlikeye atmamayı öğretir. Bunların hepsinin ayrı bir önemi vardır, inan bana. Korku seni hayatta tutar ve bir kavgada bekleyebileceğin en iyi şey budur."

Engizisyon Üstadı Glokta için artık her şey daha zor. İttifak lideri ortada yok. Olsa da çok bir şey değişmiyor. Hainlerin içeride, düşmanların hemen kapının önünde olduğu bir şehri savunmak zorunda kalması bundan sonraki hayatını derinden etkileyecek. Böyle bir şehri savunabilmeyi düşünmenin intihar olduğunu bilen bir adam, önceliğini içeriye mi yoksa dışarıya mı verecek? Bu ruhsal durumla ne kadar soğukkanlı davranabilir? Rektör Sult'un nefesini ensesinde hisseden eski bir gazi olan bu tecrübeli engizitörün davranışlarının ardındaki sebeplere ne kadar dayanabileceksiniz, işte düşüncelerinizin savaşacağı meydan burası. 

Gurkhul İmparatoru Uthman-ul-Dosht ittifakın kuzeyde meşgul olmasını fırsat bilerek, güney topraklarını iyice tehdit etmeye başladı. Dagoska'nın kaderi surlarının önünde veya arkasında değil, içinde barındırdıkları tarafından belirlenecek. Cosca gibi dünyanın en güvenilmez paralı askerine güvenmek zorunda kalmak peki? Glokta, bazı kararları neden aldığına kendisi bile anlam veremiyorken, hayatta kalma iç güdüsü ile keskin zekasının arasında yürüyecek. Fiziksel engelleri ne kadar izin verirse...

Kuzeyliler'in Angland'ta kol gezmesi İttifak'ın dikkatini oraya yönlendirmişti. Zayıf bir liderlik, eğitimsiz ordular, eksik silah gücü, bataklıklarla ve karla kaplı engebeli yollarıyla Kuzey diyarları... İşini bilen, tecrübeli birkaç komutan, eğitimsiz ve tecrübesiz bir liderlik altında ordularını hayatta tutabilecek mi? Kuzey'de savaşa giden İttifak'ın, Güney'de Dagoska için yapabileceği sınırlı yardımın herhangi bir etkisi olacak mı?

Tüm bu kaosun ortasında, Mecuslar'ın İlki Bayaz ve yanına aldığı birbirinden farklı karakterde bireylerin oluşturduğu ekip, kendilerinin bile bilmediği bir şeyin peşinde hayatlarını tehlikeye atacaklar. Ekip içinde kimsenin kimseye güvenmiyor oluşu ve onları bir şekilde bir araya getirmiş olan Bayaz'ın tuhaf ve ikircikli tavırları ise durumu iyice zorlaştıran etmenler olarak göze çarpıyor.

Şimdi tüm bunları öğrendikten sonra, şunları bilelim. Karakter gelişimlerini takip ettiğimizde iyice oturmuş, olgunlaşmaya başlayan bir durum olduğu göze çarpıyor. Hem kendisini daha iyi tanımaya başlayan karakterlerin varlığı, hem de yaşadıklarıyla olgunlaşan ya da kendisini artık baskılamayı bırakan karakterlerin davranışlarındaki değişiklikler hikayede bütünlüğü sağlıyor. Entrikanın zirve yaptığı krallıklar, Engizitör Glokta'nın tüm dünyayı etkileyecek adımları ve Bayaz'ın arka planda sessizce yaptığı hamleler sizi tahminler silsilesinin içinde bırakacak. Bu bahsettiklerim fantastik kitap okurken beni en çok cezbeden yan etmenler diyebilirim. Çünkü her karakterin arka planı o kadar güzel yedirilmiş ki, karakterleri gittikçe otururken tüm motivasyonlarını anlamlı bir zemine oturtabiliyoruz. Dünyanın karanlıklığı, ölüyiyenlerin ve şeytanların varlığı ile entrika dolu insan krallıkları arasındaki anlaşmazlıklar çok sürükleyici bir dille anlatılmış. Abercrombie'nin alameti farikası da bu.

İlk yazıda bahsettiğim gibi, Dark ve Historical Fantasy sevenlerin kitaplıklarında mutlaka bulunması gereken bir seri olarak düşünüyorum. Birinci kitap Bıçağın Kendisi'nden daha çok sevdiğim Astıktan Sonra'nın, Goodreads'te yaklaşık 150bin kişiden 4.33 ortalama puan aldığını belirtmeden geçmeyeyim.



28 Ocak 2023 Cumartesi

KADİM KANUNLAR SERİSİ #1 BIÇAĞIN KENDİSİ


"Sıradan halk savaşır ve toprağı işler, diğer ağır işleri yapar. Orta tabaka ticaret yapar, bina inşa eder ve düşünür. Asiller toprak sahibidir ve diğerlerine kabadayılık taslar. Saray mensupları ise... Ne işe yaradıklarını unuttum."

Joe Abercrombie'nin en önemli eserlerinden biri olduğunu söylersem, abartmış olmam. Evrenin derinliklerine, Dokuzparmak Logen'ın içsel yolculuğuna dış dünyanın etkileri ile giriyoruz. Ailesini, köyünü (klanını) kaybetmiş olan yıkık bir adamın, geriye kalan tek tutanağı olan arkadaşlarından da ayrılması onu içten içe bitiren bir kabusa dönüşmüşken, bir de dünyanın mahvolmuş ve kaotik haliyle oldukça melankolik bir dönüşüm yaşar. İki yönlü karakteri sebebiyle pek seveni de olmayan bu adamın hayatta kalmaktan ve yaşamaya gayret etmekten başka bir amacı kalmamıştır artık. 


İttifak’ın kibirli subayı Yüzbaşı Jezal dan Luthar ise aklı bir karış havada, kadınlarla vakit geçirmekten ve kumar oynamaktan hoşlanan, tembel bir kibir abidesi aslında. Zora gelemeyen, zor koşulları gördüğünde ortalıktan sıvışmaya çalışan bir subay olarak kendi içinde dahi çelişen bu genç adam, savaş çanlarının çaldığı bir ortamda kim için nasıl bir etkiye sahip olabilir?

Birçok kişinin favori karakteri, Sand dan Glokta... Kötürüm kalmış, eski asker. Büyük zaferler kazanmış, ittifakın gururu olmuş, ancak son savaşta esir düşmüş ve terk edilmiş bir adam. Esir kalmadan önce de büyük bir asker olarak çok acılar çeken, arkadaşlarını kaybeden ve büyük sorumlulukları üstlenen bu adam, esaret yıllarında hem zihinsel hem de fiziksel olarak tarifsiz acılar çekmişti. Jezal gibi yeni yetmelerin akıllarının bir karış havada olması ve korkaklıkları onu çileden çıkaran şeylerden sadece en masumuydu. Esaret sonrası İttifak Engizisyonu'nun bir numaralı adamı olma konusunda hırsları olan Glokta, yaklaşan savaşta her bir adımını dikkatli atmalıydı. Peki, ama bu yozlaşmış İttifak yönetimi veya Jezal gibi savruk ve korkak askerlerle bu nasıl olacaktı?

Mecusların İlki, Kadimlerin Şahidi, Yüce İlim Ustası Bayaz sahneye çıkmak için bir yerlerde zaman geçiriyor dersek, pek de yanlış olmaz. Pişmanlıklarla dolu asırlar ve hüzün dolu bekleyişler onu zayıf mı kılmıştı? Yoksa içten pazarlıklı ve çıkarlarını öne çıkaran hamleleri sebebiyle yaşadığı pişmanlıklar aslında bir illüzyon muydu? Ya seversin ya da nefret edersin. Bayaz budur.

Ferro Maljinn isyankarlığın ve korkunun sembolü bir kişilik aslında. Hem korkutan hem de korkan... Yaşadığı acı dolu yılların intikamı için yanıp tutuşurken, mantıklı kararlar almak konusunda pek bir derdi olmayan ham bir güç. Kendisinin ne kadar özel olduğu hakkında pek bir fikri yok. Gurkullar'ın elinden kaçan, ama yine de onlara gitmeyi kafasına koyan vahşi bir kadın. Vahşi olmak için de pek çok sebebe sahip.

Öyle bir kitap okuyacaksın ki, sevgili okur... İyi ve kötü arasında çok da fazla fark yok. Gri ve tonlarında toz bulutu içinde önünüzü görmeye çalışacaksınız. Dark Fantasy ve Historic Fantasy diyebileceğimiz bir serinin ilk kitabı. Karakter gelişimlerinin başladığı ve evrenin kurallarına hakim olmaya başlayacağınız acımasız bir evrenin ilk teması aslında. Game of Thrones sevenlerin çok seveceği bir kitap. Tarz olarak beklentini buna göre ayarlarsan, Abercrombie'nin kalemini çok seveceksin.

Karanlık ruhların, ölü yiyenlerin ve eski Tanrılar'ın hüküm sürdüğü kaotik bir döneme yolculuk yapmak ne kadar gerçekçi olabilecekse, o kadar gerçekçiydi. Kimseye güvenemediğiniz, kimseye güvenmemeniz gereken tekinsiz bir dünyada hayatta kalmaya çalışacaksınız.

Serinin ilk kitabı olan "Bıçağın Kendisi"nin Goodreads'te 4.20 aldığını da belirteyim. Bu ortalama, bir ilk kitap için çok iyi.




Arthas: Lich King’in Yükselişi

Christie Golden WoW dünyası için biçilmiş kaftan olan fantastik edebiyat yazarlarından dersek abartmış olmayız. Bu dünyanın en önemli karakt...